Skip to content

Düşünce, davranış, iyi kötü dörtlüsü üzerine

Her ne kadar bu dörtlü birbirine bağlı olsa da yine de ayrı ayrı incelenmesi gerektiği kanısındayım. Düşünce davranışı, davranış da bizim başkası tarafından nasıl algılananacağımızı etkiler. Davranışı düşüncenin etkilediği kadar bilinçaltı da etkiler, ama şimdi bunu da devreye soktuğumuz zaman konu bir hayli karışacak, bu nedenle bilinçaltını bir kenarda bırakalım. Biz davranışta iyi-kötü ikilemini ayırt etmek için bilinçli davranıştan yola çıkmamız gerekiyor. Zaten bilinçsiz olan davranışa herhangi bir niyet yüklemek imkansızdır, onda kasıt aramakta doğru olmaz. O tabiatın gereğini yapıyor. Doğal olan hiç birşeye kötü söylenemez. Iyi-kötü kavramı doğadan arınmışlar arasında kullanılan niyete bağlı bir kavramdır, gerçek anlamı ile planlı yapılmış ama yine de doğal olana karşı veya faydasız olduğunu göstermek için kullanılan bir terimdir. Iyi-kötüyü ayırt etmek için bilinçli davranıştan bahsetmek ve o davranışın arkasındaki niyeti kavramak gerekir.

Şunu da özellikle belirtmek gerekiyor ki, zorunlulukta hiç bir zaman iyi-kötü aranmaz. Iyi-kötü kavramı kültürel bir kavramdır. Onda hem plan (niyet) aramak, hem de sorumluluk aramak mümkündür. Yaptığı şeyden sorumlu olanlar ancak iyi-kötü ayrımına tabii tutulabilirler. Sorumluluk alamayan, zihinsel özürlü kişilerde de kasıt aranamayacağı için onların iyi veya kötü olması da beklenemez. Ancak ve ancak yaptığı işten sorumlu kişiler, yaptığı şeyin neticesine göre iyi veya kötü olabilirler.

Kötü, karakter ile alakalı olması şart değildir, yani insanın doğuştan kötü yaratıldığı söylenemez. Biz davranış ötesinde birşey göremeyiz. Bu nedenle insanları sadece davranışından ötürü değerlendirebiliriz. Bu değerlendirme asla değerlendirilenin karakteristik yapısı olduğu anlamına gelmez, biz kendi görüş açımızdan değer veriyoruz. Kötü diye belirlediğimiz unsur, karşımızdaki kişinin davranışına niyet yüklediğimiz içindir. Eğer birine kötü diyorsak, o kişinin niyeti kötüdür, demek anlamında algılanmalıdır. Dahası bu sergilenen davranış bize yapılmış ise, o şahıs bize karşı kötü niyet besliyordur. Kötü, bize karşı kötü niyet besliyor anlamında algılanmalıdır. Başkasına tabii ki iyi görünebilir.

Doğanın hiç bir niyeti yoktur. O halde ona kötü veya iyi demekte mümkün değildir. İnsana da doğduğu zaman iyi veya kötü demenin bir anlamını göremiyorum. O büyüdükçe, geliştikçe, çevresinden aldığı ve çevresine verdiği etki ve tepki ile bir davranış şekli ediniyor. Bu davranış şekli ona en uygun olanı, en iyi bildiği hamlelerden oluşur. Belli bir zaman sonra bilinçaltına yerleşen bu hamleler otomatikleşir. Her ne kadar bir insan karakteristik olarak iyi veya kötü olmasa da edindiği o yanlış davranışlar hem kendine hem de çevresine zarar verebilir. İşte iyi-kötü burada devreye giriyor. Iyi-kötü karaktere yakıştırılıyor ise doğaya hakaret etmiş oluruz. Iyi-kötü davranış ile alakalıdır, karaktere uygulanamaz.

İnsanın amacı ne olmalı? İnsan otomatikleşmiş davranışının farkına varmaktan yükümlüdür. Yani sözde iyi olmayan davranışlarından arınmak ve iyileştirmek ile mükelleftir. Bunu yapmadığı derecede bilinçsiz ve sorumsuz bir hayat sergiler. İşte kötü olan da budur. Başka birşey değil.

sonsuzkargaAgora

Yorumlar

  • Bu durumla ilgili güzel bir tao şiiri var. Doğanın iyisi kötüsü olmadığına dair.

    İyilik bilmez gökyüzü,
    En büyük iyiliği de budur işte.
    Fırtına ve yağmur
    Ansızın gelir hedefsizce.

    Yani niyetten arındırılmışlık onun en büyük iyiliği oluyor. Herkese eşit davranıyor. Ama kişilerin şartlarına göre kimisine iyi geliyor kimisine kötü.

    Ama iş insanlara gelince durum değişiyor. Çünkü bilinçli kötülük mevcut. Ama o kişiye sorsan kötülük yapmıyor. Kimse kötülük yaptığını da kabul etmiyor. Sadece kişilerin inançları, niyetleri, kendince haklı sebepleri mevcut.

    [Silinen Kullanıcı]Agorasonsuz
Yorum yapmak içinOturum Açın yada Kayıt Olun .