Skip to content

Bilim de imgelerle konusuyor.

Özüne bakildiginda insan kaotik bir ortama atilmistir. Tek basina kalmis biri olarak hayat sürdürmesi imkansiz sayilir. Böyle bir ortamda ancak ve ancak baska fertlerle isbirligi yapabildigi sürede hayatta kalma sansina sahiptir. Vahsi hayvanlara karsi koymak, hasta ve yaslilari korumak gibi seyler ancak gücbirligi ile gerceklesir. Bu gibi paylasma sekli sadece hayatta kalmayi saglamaz, ayni zamanda ortak dünyayi da insaa eder. Bu dünya imgeler dünyasidir. Her üretilen imge ayni topluluktaki insanlari birbirine baglamakla kalmaz onlara belli davranis sekilleri de impoze eder.

Din dünyayi betimleyici bir imgedir. Kendi ürettigi resimler cercevesinde dis kaotik dünyanin anlasilmasini saglamakla kalmaz, o ayni zamanda kaosa sürüklenmemek icin tedbir almayi da unutmaz. O hem betimleyicidir, hem de koruyucu. O ayni inanca sahip kisilere güvence verir, olmayanlari ise bütünün korunmasi icin toplumdan men eder.

Bilim, din uyruklarindan kurtulmayi basaranlar tarafindan kurulmus alternatif bir imgedir. Dini yöntemlerin kaotik düzeni betimlemekteki zayif noktalari ve dolayisi ile kendi görüsünden baskasina tahammül etmemesi bazi insanlari yeni alternatif yollar arastirmaya itmistir. Bilimin yüksek hizla yükselisi onun öne sürdügü imgelerin de bazi kesimler tarafindan sarsilmaz oldugu kanisi dogurmustur. Dinin düstügü ayni kuyuya simdi bilimin de kesin hakikat yarattigini zannedenler düsmektedir.

Görülüyor ki birseyin ortaya cikis amaci unutuldugu zaman o sey en kisa zamanda ululastirilabiliyor. Koruma icgüdüsü ile tek bir düzen saglama amaci yaninda baska bir düzene tahammül edilmedigi zaman o düzen mekaniklesiyor.

Özüne bakilirsa din ve bilim dis kaosa hükmekmek icindir. Oysa ayni kaos insanin icdünyasinda da mevcuttur. Insanin umudu disa bakarak kendi ic kaosuna hakim olmakti. Ancak bu denli karmasik fikirler karsisinda o kendi ic kaosunu unutup sirf dis kaosla ilgilenmektedir. Bu durumda o ne kadar dis dünyasini düzeltmeye calissa da yine de kendi icinde bir bosluk hissedecektir. O bosluk asil amacin ne oldugunu kavrandigi zaman doldurulabilir.

sonsuzAgoraBilişim

Yorumlar

  • Her ne kadar inanç konusunda veya yöntem konusunda yozlaşma mutlaka oluyor görüşüne katılıyor olsam da şu satırlardaki durum tam olarak öyle değil aslında gibi düşünüyorum.

    Bilim, din uyruklarindan kurtulmayi basaranlar tarafindan kurulmus alternatif bir imgedir. Dini yöntemlerin kaotik düzeni betimlemekteki zayif noktalari ve dolayisi ile kendi görüsünden baskasina tahammül etmemesi bazi insanlari yeni alternatif yollar arastirmaya itmistir.

    Bilim dinden veya inançlardan önce de geliyor olabilir. Dönem dönem yükselişe geçmiş dönem dönemse senin de dediğin gibi yozlaştırılmış veya etkisini kaybetmiştir.

    Bu konuda en iyi örnek mısırdır. Mısır bilimin doğduğu yerlerden birisidir. Uzun süre bilimle yol almış daha sonra firavunlar tarafından yozlaştırılmış, pagan halinde yaşarken yine güzel bilimsel gelişmeler yaşamış ama sonra önce hristiyanlık sonra da müslümanlık yüzünden bilimden eser kalmamış iyice gerilemiştir.

    Tarihlerine ve geçmişlerine bakıp ne yapacakları ortada iken buna bir türlü yönelemeyen bir toplum olarak devam etmektedirler.

    [Silinen Kullanıcı]Bilişim
  • Bilim eski yunanlilar ile basladi, Misir'lilar ile degil. Her ne kadar Misirlilar da bazi ölcme teknigini gelistirmis olsalar da bilimin sistematik hale gelmesi Yunanlilar tarafindan oldu. Malesef her bulus bilim sayilmaz.

    Bilişim
  • Kasım 2021 düzenlendi

    Bilim felsefesi desen anlarım da bilim yunanda başladı demek biraz yanlış olur. Ayrıca bilim Mısırda başlamıştır gibi bir cümle kurmadım.
    https://tr.wikipedia.org/wiki/Bilim#Antik_çağlarda_bilim

    Örneğin

    Yunan matematiğinin en önemli isimlerinden olan Tales'in geometriyi, Mısır'da kaldığı süre içerisinde öğrenmesi ve bu bilimi etrafındakilere öğretmesi sonucunda gelişme devam etmiştir.

    Bilişim
  • Bilim dinden veya inançlardan önce de geliyor olabilir.

    Ve sonrasında Mısır'ı örnek vermişsin. Mısır'a tabii ki bireyler bulundu, ama sistematik çalışma (bunun ismine bilim deniliyor) eski yunanda gelişti. Söz konusu olan şey kimin kimden etkilendiği değil, söz konusu olan şey kavramların gelişmesine kim katkıda bulundu?

    Bilişim
  • Bilimin dinden öncesine dayanma fikri insanların ilk çağlardan beri matematik, tıp, biyoloji, mevsimleri anlamak vs açısından yani yaşamsal açıdan daha önemli bir yer tutmasından kaynaklanıyor. Yani toplumlardan önce bile bilim konusunda ilerleme şarttır ama din toplumları yönetmek için ortaya çıktığından çok daha sonra geldiğini düşünüyorum.

    Bilişim
  • Bilim anlamlandirma sanatıdır. İnsan ilk defa şimşeği gördüğü zaman ona en yakın anlam yüklemiştir, mesela bunun tanrılar tarafından insanı cezalandırmak için yapıldığı düşünülmüştür. Kavramlar çok daha sonra yunanlılar tarafından geliştirilmiştir.

    Bilişim
  • Ayrıca bilim tarihi konusunda çok paylaşım yapabilirim. Yunan bilimin gelişmesinde değil bilim felsefesinin gelişmesinde daha önemli rol oynar. Sistematik çalışma elbette yunandan önce de vardı. Yunan gelişiminden bir kaç bin yıl önce Mısır oldukça iyi konumdaydı. Ayrıca sadece mısır değil bir çok antik uygarlık bilim konusunda oldukça iyidir.

    Eski Mısır, astronomi, matematik ve tıp alanlarında önemli ilerlemeler kaydetmiştir. Mısır’da geometrinin gelişmesinin temel sebebi, tarım arazilerinin düzenini ve mülkiyetini, her yıl Nil nehrinde gerçekleşen taşkınlardan korumak için yapılan araştırmalardır. 3-4-5 dik üçgen ve diğer geometri kuralları doğrusal yapılarla birlikte Mısır mimarisindeki sütun ve lentoların yapımında kullanılmıştır. Mısır ayrıca Akdeniz'in çoğu için bir simya araştırma merkezi olmuştur. Günümüze ulaşmış olan ilk tıbbi belgelerden biri olan Edwin Smith Papirüsü muhtemelen beyni tarif eden analiz etmeye çalışan en eski belgedir: bu modern sinirbilimin başlangıcı olarak görülebilir. Mısır tıbbı bazı etkili uygulamalara sahip olmasına rağmen genellikle etkisiz ve bazen de zararlıydı. Örneğin tıbbi tarihçiler, eski Mısır ilaçbiliminin büyük ölçüde etkisiz olduğuna inanmaktadırlar. Buna rağmen, hastalığın tedavisinde inceleme, tanı, tedavi ve öngörü bileşenlerini kullanmışlardır. G. E. R. Lloyd’a göre bunlar temel deneysel bilim yöntemiyle paralellik sergiler ve bu metodolojinin geliştirilmesinde önemli rol oynamıştır. Ayrıca Ebers papirüs’ü (MÖ 1550) geleneksel deneyciliğin bulgularını da içerir.

    https://tr.wikipedia.org/wiki/Bilim_tarihi

    Bu konuda güzel bir okuma da tavsiye edebilirim.

    Bilişim
  • Tanrının şimşek çaktırması bilimsel bir olgu değildir. Bilimsellik yoktur burada. Problemleri soyutlama ve ona sinanabilir açıklamalar getirmek Yunanlıların işi idi.

    Bilişim
  • Tanrının şimşek çaktırmasını düşünmeden önce çözdü bir çok insan doğa olaylarını. Tanrı kavramı çok daha sonra çıktı. Toplumlarla birlikte. Din toplumları yönetmek için ortaya çıkmış bir şeydir. Bilim öyle değil yaşamak için. Kabileler bile kullanıyordu yani doğa gözlemlerini ve doğayı anlamaya çalışmayı.

  • Bunu savunmak çok zor ama sen savunuyorsan birsey diyemem.

    Bilişim
  • Basit inançlar konusunda @hhamburg haklı olabilir ama sistematik dinlerin gelişimi konusunda da @sonsuz haklı.

    Ayrıca iskenderiye kütüphanesini incelemenizi öneririm. Bir kaç defa yakılmadan önce yüzbinlerce el yazması kaynak, kitap vardı. Bu tür birikmiş bilginin başına bir kaç defa yakılma gelince elbette gelişimleri ve bilim konusundaki ilerlemeleri hakkında elimizde net kanıt olmaz. Ama bunlar saklanmış ve korunmuş olsaydı sistematik bilimin nasıl geliştiği ve eserleri hakkında yorum yapabilirdik.

    sonsuzBilişim
  • @karga "olabilirdi" ile birsey olmuyor. Biz olandan yola çıkmalıyız.

  • Ama yunan öncesi bilimsel gelişmeleri de yok sayamayız. Çünkü bir çok yunan filozofu ve matematikçisi mısırda eğitim almış ve onların bilimini kullanmıştır.

    Saganın dediği gibi "kanıtın yokluğu, yokluğun kanıtı değildir". Yani elimizde mısır el yazmaları ulaşmadı diye onların gelişimini yok saymak da doğru değil bilim adına. Yaptıkları piramitler hala duruyor örneğin. Yunanlılarda böyle bir yapı yok.

    sonsuzBilişim
  • Bilim eski yunanlılar tarafından geliştirildi demek, ondan önce hiçbirsey olmadı anlamına gelmiyor. Bilimi bilim yapan şey sistemak ve kavramsal oluşudur. Kavram olmadığı sürece tek-tük yapılan gözlemler sadece tesadüfidir. Kanıtlama ve ikna etme yöntemi yazılı olarak yunanlılardan kalmadır. Ondan sonra Romalilar geliştirdi.

    kargaBilişim
  • Kanıtlama ve ikna etme yöntemi yazılı olarak yunanlılardan kalmadır.

    İşte dediğim şu bize ulaşan şekli böyle ama belki aynısını Mısırlılar da yaptı, iskenderiye kütüphanesi yanmasaydı bunu bilecektik.

    sonsuzAgora
  • Benim "belki" ile aram hiç değil. Bilmediğimiz birseyin neden senin söylediğin gibi olmasını kabul edelim ki? Belki de sen de yanılıyorsun. :-)

    sonsuzAgora
  • Aralık 2021 düzenlendi

    Belki ile aranın iyi olmamasına üzüldüm. Çünkü her şeyi belkisiz kabul etmekle de benim aram iyi değil. :) Bilimsel gelişmelerin teknolojik gelişmelerin arkasında "belki" yatar bence. Belki şöyle olsa daha doğru olurdu, belki böyle olsa daha kullanışlı olurdu gibi.

    Ayrıca kuantum fiziğinde de bolca belki var, görelilik de belkilerle , maxwelin denklemleri de belkilerle ortaya çıkmıştır hep.

    "Belki" düşünce zenginliğidir, alternatif arayışıdır, yaratıcılıktır kısaca. Bence yani.

    sonsuzAgoraBilişim
  • @karga senin o bahsettiğin belki hiç gerçekleşmeyecek belkilerden. "Belki"yi gerçek anlamda bilmezsek ben de kullanırım. Ama şöyle söylersen: ben uzaylıların gelip beni kaçırmasını bekleyeceğim, belki gelirler, hiç inandırıcı olmaz.

    kargasonsuz
  • Belkilere göre yaşamak değil elbette kastettiğim. Aslında bilim dünyasında örnekleri çok. Belki üzerine yıllarca deney gözlem yapıp sonunda başarısızlık hikayeleri başarı hikayelerinden daha fazladır. Ama gel gör ki başarı hikayeleri bu başarısız çalışmaların sonucunda çıkmıştır.

    sonsuzBilişim
  • Senin ilk verdiğin örnek son verdiğin örnek kategorisinde değil.

Yorum yapmak içinOturum Açın yada Kayıt Olun .