Skip to content

KENTLER VE İRADELERİ

kategorisi Sosyal

Kent yaşamlarının anlamını bulamaması, kendisine kimlik edinememesi yabancılık, işgale ve saldırılara karşı duyarsızlaşması, kentlerin en büyük talihsizliği ve yalnızlığıdır.
kentleri insanlar inşa eder ve sonra kent kendi insanını yaratır, kentin iradesi o kentte yaşayan insanların ortak irade haline gelir, bu irade kendisini geliştirmeye, büyütmeye çalışır, daha yaşanılır bir şehir yapmak için hafıza oluşturur, kültür oluşturur, gelenek oluşturur, oluşan kentler içinde yaşayan insanların ortak değerlerinin bütünü haline gelir. Sonra demokratik yapısını ve özgürlük alanlarını yaratır, bilim ve sanatla kendi tarihsel dokusunu oluşturur, kendi elleri ile yarattığı mekanları koruma içgüdüsü oluşturur. Bu kentlerin doğal seyridir, tarihten ve iradeden kopmayan şehirler insanlığın en modern mekanları haline bu şekilde gelir.
İradesi baskılanmış, yada atanmış kişilerce teslim alınmış kentler, dinamiklerinden yoksun bırakılmış şehirler yaşayanları ile arasına soğuk mesafeler koyar, öyle ki o kentte yaşayan sakinler kendilerini yabancı gibi görmeye başlarlar, iradelerinin yok sayıldığı bu mekanlarda birer tutsak gibi davranırlar, zira yarattıkları ve kendilerini yaratan kentler ile bir irade çatışması yaşarlar, irade aynı zamanda kendi varlık meseleleri haline gelir, atanmışlar karşısında yenilgiye uğrayan kentlerin sakinleri yaşadıkları kenti sahiplenme noktasında ilkin tereddüt sonra da çaresizlik yaşarlar, zira bu durum atanmış aklın en büyük zafer ilanıdır, çünkü iradesi kırılmış kentler rant ve çıkara en elverişli mekanlar haline gelir, bir de bu kentler tarihsel ve kültürel yer altı ve yer üstü zenginliklere sahipse esas iradenin kırılması rant ve çıkar odakları için bulunmaz tarihi fırsatların oluşması demektir, öyle ki günümüzde en belirgin örneklerini yaşadığımız bu durum için sayısız örnek sıralanabilir, düşünün ki bahçemize giren bir yabancıdan dolayı kıyametleri koparacak kadar yaşadığımız yerleri sahiplenirken, öte yandan dağlarının ufalandığı, derelerinin kurutulduğu, kentlerinin parsel parsel ranta açıldığı, kıyılarının ticarileştiği mekanlar için kılımızı kıpırdatmayacak kadar çaresiz ve iradesiz bırakılmışız, bilmiyoruz ki kuruyan dereler ile beraber bahçelerimizin de yok olacağını, parsel parsel satılan arsalar ile çevrelendiğimizi, ticarileşen kıyılar ile en güzel mekanlardan mahrum bırakılacağımızı, ufalanan dağlar ile yeşile hasret kalacağımızı, bu tutulmuş aklın, bu basiret yoksunluğunun tek müsebbibi iradelerinin kırıldığı, iradelerinin yok edildiği gerçeğidir. Bu gün İradesine avazı çıktığınca bağıran, yardım isteyen kentlerimizi görmesek, duymasak, sahip çıkmasak korkarım ki yarın çığlık çığlığa bu kentleri kaybedeceğiz.

kargasonsuz

Yorumlar

  • Güzel yazı. Özellikle günümüzde İstanbul başta olmak üzere bazı büyük şehirler tam da bu dediğiniz şekilde kendine yabancılaşıp elimizden yavaş yavaş kayıyor. Hep derim kentler canlıdır diye. O canlılığını geliştirmek büyütmek ve güzelleştirmek de bir seçim tersi de. Kanser hücreleri gibi bazen şehrin kendisine zarar veren yapılar oluşuyor malesef.

    ENDEZYARsonsuz
Yorum yapmak içinOturum Açın yada Kayıt Olun .